Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan Emsal Karar: Tahkim Şartı Ne Zaman Geçersiz Sayılır?

9–14 dakika
tahkim-sarti-ne-zaman-gecersiz-sayilir-yargitay-hukuk-genel-kurulu-karari

Ticari sözleşmeler hazırlanırken taraflar çoğu zaman uyuşmazlıkların devlet mahkemelerinde mi yoksa tahkim yoluyla mı çözüleceğini sözleşmeye ekledikleri birkaç satırlık bir hükümle belirlemektedir. Ancak bu birkaç satırlık düzenleme, ileride milyonlarca liralık bir uyuşmazlığın hangi merci tarafından çözüleceğini belirleyen en önemli hükümlerden biri olabilir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.2026 tarihli kararı, tahkim şartlarının hazırlanmasında yapılan iki temel hatanın, tarafların tahkim iradesini tamamen hükümsüz hâle getirebileceğini ortaya koymuştur. Kararda özellikle hakem sayısının belirlenmesi ile tahkim iradesinin açık ve kesin şekilde ortaya konulması konuları ayrıntılı olarak değerlendirilmiş; bu iki hususa aykırı düzenlenen tahkim şartının geçersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bu yazıda, öncelikle tahkim nedir, tahkim şartı neden önemlidir sorularını cevaplayacak, ardından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal niteliğindeki kararını ayrıntılı biçimde inceleyerek şirketler ve sözleşme hazırlayan taraflar açısından ortaya çıkan hukuki sonuçları değerlendireceğiz.

Tahkim Nedir?

Tahkim; tarafların, aralarında doğmuş veya doğabilecek özel hukuk uyuşmazlıklarının devlet mahkemeleri yerine bağımsız ve tarafsız hakemler tarafından çözümlenmesini kararlaştırdığı alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Başka bir ifadeyle tahkim, tarafların irade serbestisi kapsamında yargılama yetkisini belirli koşullar altında hakem veya hakem kuruluna bırakmalarıdır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 412. maddesi tahkim sözleşmesini;

“Tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakmaları konusunda yaptıkları anlaşma”

olarak tanımlamaktadır.

Tahkim günümüzde özellikle;

  • İnşaat projelerinde,
  • Enerji yatırımlarında,
  • Ticari alım satım sözleşmelerinde,
  • Uluslararası ticarette,
  • Ortaklık sözleşmelerinde,
  • Üretim ve tedarik sözleşmelerinde

yaygın olarak tercih edilmektedir.

Bunun temel nedeni, tahkimin klasik yargılamaya göre birçok avantaj sunmasıdır.

Tahkim yargılamasında taraflar;

  • hakemlerini kendileri seçebilir,
  • hakemlerin uzmanlık alanlarını belirleyebilir,
  • yargılama usulünü kararlaştırabilir,
  • yargılama dilini seçebilir,
  • gizlilik sağlayabilir,
  • daha hızlı sonuç alabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da incelemeye konu kararında, tahkimin hızlı, öngörülebilir, uzmanlığa dayalı ve taraflara usulü belirleme imkânı sağlayan önemli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olduğunu özellikle vurgulamıştır.

Ancak tahkimin bütün bu avantajlarından yararlanabilmenin ön koşulu, geçerli bir tahkim sözleşmesi veya tahkim şartının bulunmasıdır.

Tahkim Şartı Neden Bu Kadar Önemlidir?

Tahkim yargılamasının temelini tahkim sözleşmesi oluşturur. Taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşması bulunmadığı sürece uyuşmazlığın hakem önüne götürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle tahkim şartı, yalnızca sözleşmenin rutin maddelerinden biri değil; uyuşmazlığın çözüm merciini belirleyen temel hükümlerden biridir.

Uygulamada birçok şirket, sözleşme hazırlarken tahkim maddelerini önceki sözleşmelerden aynen kopyalamakta veya internet üzerinden ulaşılan örnek metinleri kullanmaktadır. Oysa tahkim şartında yer alan küçük bir ifade farklılığı bile tarafların tüm uyuşmazlık çözüm mekanizmasını değiştirebilir.

Geçerli bir tahkim şartından söz edilebilmesi için yalnızca yazılı şekil şartının yerine getirilmesi yeterli değildir. Tarafların uyuşmazlığın hakem tarafından çözüleceğine ilişkin iradelerini açık, kesin ve hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaları gerekir. Çünkü tahkim, genel görevli devlet yargısından ayrılan istisnai bir yargılama yoludur. Bu nedenle tahkim iradesinin varsayılması değil, sözleşmede açıkça ortaya konulması gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kararında, açık ve kesin tahkim iradesinin tahkim sözleşmesinin kurucu unsurlarından biri olduğunu; bu iradenin bulunmadığı hâllerde tahkim şartının geçerli sayılamayacağını açıkça ifade etmiştir.

Dolayısıyla tahkim şartı hazırlanırken yalnızca tarafların tahkime gitmek istemesi yeterli değildir. Bu iradenin kanunun öngördüğü usule uygun biçimde kaleme alınması gerekir. Aksi hâlde taraflar, uyuşmazlığı hakem önünde çözmek istemelerine rağmen devlet mahkemelerinde başvurmak zorunda kalabilirler.

 

 

Olayın Özeti

İncelemeye konu 10/04/2026  tarih, 2025/6-382 E., 2026/262 K. Sayılı  Hukuk Genel Kurulu kararı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkindir.

Davacı arsa sahibi, yüklenicinin sözleşmeye ve projeye aykırı imalat yaptığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek maddi tazminat davası açmıştır. Davalı yüklenici ise taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı bulunduğunu belirterek HMK’nın 413. maddesi kapsamında tahkim ilk itirazında bulunmuş ve davanın usulden reddedilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tahkim şartını geçerli görmeyerek davaya devam etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise tarafların öncelikle tahkime gitmeyi kararlaştırdığı gerekçesiyle tahkim şartını geçerli kabul etmiş ve davanın usulden reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Uyuşmazlık, direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiş ve temel tartışma şu soruda toplanmıştır:

Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan tahkim şartı gerçekten geçerli midir, yoksa geçersiz olduğu için mahkeme davanın esasını incelemeye devam mı etmelidir?

Hukuk Genel Kurulunun Ayrıntılı Analizi

Hukuk Genel Kurulu öncelikle tahkim kurumunun hukuki niteliğini ayrıntılı biçimde açıklamış; tahkimin ancak tarafların açık iradesiyle mümkün olan istisnai bir yargılama yöntemi olduğunu vurgulamıştır. Kurul, tahkim sözleşmesinin hem usul hukuku hem de borçlar hukuku bakımından geçerli bir sözleşme olması gerektiğini, bu nedenle yazılı şekil ve açık irade şartlarının zorunlu olduğunu belirtmiştir.

Somut olayda Kurul, sözleşmedeki tahkim şartını iki açıdan incelemiştir.

İlk olarak, sözleşmede hakem heyetinin yüklenicinin belirleyeceği iki kişi ile arsa sahiplerinin belirleyeceği iki kişiden oluşacağı, yani toplam dört hakem öngörüldüğü tespit edilmiştir. Oysa HMK’nın 415. maddesi hakem sayısının tek sayı olmasını emredici şekilde düzenlemektedir. Bu nedenle dört hakemden oluşan heyet öngören düzenlemenin kanuna aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

İkinci ve daha dikkat çekici değerlendirme ise tahkim iradesine ilişkindir. Sözleşmede önce uyuşmazlığın hakem heyeti tarafından çözümleneceği belirtilmiş; ancak aynı maddenin devamında, anlaşmazlığın çözülememesi hâlinde belirli mahkemelerin ve icra dairelerinin yetkili olduğu da düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bu düzenlemenin tarafların uyuşmazlığı kesin olarak tahkime götürme iradesini yansıtmadığına, aksine hem tahkime hem de devlet mahkemelerine yetki tanıdığına dikkat çekmiştir. Bu nedenle sözleşmedeki tahkim şartının açık ve kayıtsız şartsız bir tahkim iradesi içermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu gerekçelerle Kurul, tahkim ilk itirazının kabul edilerek davanın usulden reddedilmesinin doğru olmadığına, tahkim şartı geçersiz olduğundan uyuşmazlığın mahkeme tarafından esastan incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.

 

 

Hakem Sayısının Tek Sayı Olması Neden Zorunludur?

Hukuk Genel Kurulu kararında özellikle üzerinde durulan ilk husus, sözleşmede hakem heyetinin dört kişiden oluşacak şekilde düzenlenmiş olmasıdır. Taraflar, yüklenicinin iki, arsa sahiplerinin ise iki hakem belirleyeceğini kararlaştırmış; böylece toplam dört hakemden oluşan bir heyet öngörmüştür. Ancak bu düzenleme, HMK’nın 415. maddesinde yer alan emredici kurala aykırı bulunmuştur.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 415. maddesi uyarınca taraflar hakem sayısını belirlemekte serbest olmakla birlikte, hakem sayısının mutlaka tek sayı olması gerekir. Kanun koyucu, taraflara yalnızca hakem sayısını belirleme konusunda bir serbesti tanımış; ancak bu serbestiyi “tek sayı” şartıyla sınırlandırmıştır. Dolayısıyla tarafların anlaşarak çift sayıda hakem öngörmeleri mümkün değildir. Bu husus, taraf iradesiyle bertaraf edilebilecek tamamlayıcı bir kural değil, emredici nitelikte bir usul hükmüdür.

Hakem sayısının tek olarak belirlenmesi zorunluluğunun temel amacı hakemlerin nihai karara ulaşırken oylama ve karar alma süreçlerinde çıkabilecek tıkanıklıkları önlemektir. Hakem sayısının tek sayıda olması, karar alınmasında çoğunluğun sağlanabilmesi açısından zorunludur. Kararda da HMK m. 415’te yer alan düzenlemenin emredici nitelik taşıdığı ifade edilmiştir. Kurul, bu gerekçeyle taraflarca dört hakemden oluşacak şekilde yapılan düzenlemenin geçersiz olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Bu değerlendirme, uygulama bakımından önemli bir mesaj vermektedir. Tarafların sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında geniş bir düzenleme yetkisi bulunsa da, tahkim yargılamasının temel usul kurallarını değiştirmeleri mümkün değildir. Hakem sayısının tek sayı olarak belirlenmesi, yalnızca şekli bir ayrıntı değil; tahkim yargılamasının etkin, işleyebilir ve karar verilebilir şekilde yürütülmesini sağlayan temel güvencelerden biridir. Bu nedenle ticari sözleşmeler hazırlanırken tahkim şartının yalnızca tarafların iradesini değil, aynı zamanda HMK’nın emredici hükümlerini de gözetmesi gerekmektedir.

Taraf eşitliğinin korunması amacıyla, tarafların hakem heyetinde eşit sayıda hakem belirlemesine imkân tanınması uygulamada sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir. Bu yöntemin tek başına tahkim şartının geçerliliği bakımından bir sakınca oluşturduğu söylenemez. Nitekim uygulamada ve kurumsal tahkim düzenlemelerinde de taraflarca seçilen hakemlerin bir araya gelerek üçüncü bir hakemi, diğer bir ifadeyle kurul başkanını belirlemesi yaygın olarak kabul edilen bir çözümdür.

Bu yöntem, tarafların hakem seçimine ilişkin irade serbestisini korurken, HMK m. 415’te öngörülen hakem heyetinin tek sayıda oluşturulması zorunluluğuna da uygunluk sağlamaktadır. Zira taraflar hakem seçimi usulünü serbestçe kararlaştırabilmekle birlikte, bu serbestinin sınırı emredici nitelikteki kanuni düzenlemelerle belirlenmiştir. Bu kapsamda hakem heyetinin nihai oluşumunun karar yeterliliği ve usul ekonomisi bakımından tek sayıda olması zorunludur.

Diğer taraftan, tarafların hakem atama yetkisine sahip olması, seçilen hakemin ilgili tarafın temsilcisi veya menfaat savunucusu olduğu anlamına gelmemektedir. Hakem, hangi tarafça atanmış olursa olsun, tahkim yargılamasında bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine uygun hareket etmek ve uyuşmazlığı yalnızca dosya kapsamındaki bilgi ve hukuki değerlendirmeler çerçevesinde çözmekle yükümlüdür.

 

HMK 413 ve HMK 415’in Uygulamadaki Önemi

İncelemeye konu Hukuk Genel Kurulu kararı, yalnızca somut olay bakımından değil, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413 ve 415. maddelerinin uygulama alanının anlaşılması bakımından da önemli tespitler içermektedir. Karar, geçerli bir tahkim şartının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu iki hükmün birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

HMK 413 Kapsamında Tahkim İlk İtirazı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413. maddesine göre, tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlık hakkında devlet mahkemesinde dava açılması hâlinde davalı taraf, tahkim ilk itirazında bulunabilir. Ancak mahkemenin bu itirazı kabul edebilmesi için tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanmasının imkânsız olmaması gerekir. Aksi hâlde mahkeme tahkim itirazını reddederek davanın esasını incelemeye devam eder.

İncelenen olayda da davalı yüklenici HMK m. 413 uyarınca tahkim ilk itirazında bulunmuş; ancak Hukuk Genel Kurulu, sözleşmedeki tahkim şartının geçerli olmadığı sonucuna ulaştığından, tahkim itirazının kabul edilerek davanın usulden reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Kurula göre geçersiz bir tahkim şartına dayanılarak tarafların devlet yargısından uzaklaştırılması mümkün değildir.

Bu yönüyle karar, uygulamada sıkça karşılaşılan önemli bir yanılgıyı da ortadan kaldırmaktadır. Her sözleşmede yer alan “tahkim” ibaresi, mahkemenin görevini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Mahkeme ilk itirazın varlığı halinde öncelikle tahkim şartının geçerliliğini denetlemekle yükümlüdür.

HMK 415 ve Hakem Sayısına İlişkin Emredici Düzenleme

Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri ise HMK’nın 415. maddesine ilişkin değerlendirmesidir.

Kanun koyucu, taraflara hakem sayısını belirleme konusunda geniş bir serbesti tanımış olmakla birlikte bu serbestinin sınırını açık biçimde çizmiştir. HMK’nın 415. maddesine göre taraflar hakem sayısını belirleyebilir; ancak bu sayı mutlaka tek olmalıdır. Hakem sayısının belirlenmemesi hâlinde ise kanun gereği üç hakem seçileceği öngörülmüştür.

Hukuk Genel Kurulu, bu düzenlemenin emredici nitelikte olduğunu özellikle vurgulamaktadır. Kararda ifade edildiği üzere hakem sayısının tek olarak belirlenmesinin amacı, hakem kurulunun nihai kararını çoğunlukla alabilmesini sağlamaktır. Çift sayıda oluşturulan hakem heyetlerinde oyların eşit çıkması ihtimali bulunduğundan, uyuşmazlığın çözümsüz kalması ve tahkim yargılamasının işlevini yerine getirememesi söz konusu olabilir. Bu nedenle kanun koyucu, taraf iradesini sınırlayarak hakem sayısının tek sayı olmasını zorunlu kılmıştır.

Dolayısıyla taraflar sözleşme serbestisi kapsamında hakemlerin kim olacağını, nasıl seçileceğini veya hangi usulün uygulanacağını kararlaştırabilseler de, hakem sayısının tek sayı olması kuralını kendi aralarındaki anlaşmayla bertaraf edemezler. Çünkü bu husus, tahkim yargılamasının sağlıklı şekilde yürütülmesini güvence altına alan emredici bir usul kuralıdır.

Şirketler Bu Karardan Hangi Dersleri Çıkarmalı?

Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, yalnızca arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerini değil, tahkim şartı içeren tüm ticari sözleşmeleri ilgilendirmektedir.

Bugün birçok şirket;

  • tedarik sözleşmeleri,
  • distribütörlük sözleşmeleri,
  • ortak girişim sözleşmeleri,
  • yazılım geliştirme sözleşmeleri,
  • lisans sözleşmeleri,
  • EPC ve inşaat sözleşmeleri

gibi yüksek ekonomik değere sahip sözleşmelerde tahkim hükümlerine yer vermektedir.

Ancak uygulamada bu hükümler çoğu zaman eski sözleşmelerden aynen aktarılmakta veya internetten bulunan örnek metinler kullanılmaktadır. Bu yaklaşım ciddi hukuki riskler doğurabilir.

İncelenen karar göstermektedir ki;

  • Tahkim maddesinin sözleşmede bulunması tek başına yeterli değildir.
  • Tahkim iradesinin açık ve kesin olması gerekir.
  • HMK’nın emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler tahkim şartını geçersiz hâle getirebilir.
  • Geçersiz tahkim şartı nedeniyle taraflar yıllarca sürebilecek yetki ve usul tartışmalarıyla karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle özellikle kurumsal şirketlerin, mevcut sözleşmelerindeki tahkim kayıtlarını güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda gözden geçirmeleri önem taşımaktadır.

Tahkim Şartı Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından hareketle, geçerli bir tahkim şartı hazırlanırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir:

✔ Tarafların tahkim iradesi açık ve kesin şekilde ifade edilmelidir.

✔ Aynı sözleşmede hem tahkim hem de devlet mahkemelerini yetkili gösteren çelişkili hükümlere yer verilmemelidir.

✔ Hakem sayısı HMK m. 415 uyarınca mutlaka tek sayı olarak belirlenmelidir.

✔ Tahkim şartında hakemlerin seçim usulü açıkça düzenlenmelidir.

✔ Tahkime konu uyuşmazlıkların kapsamı mümkün olduğunca belirli şekilde yazılmalıdır.

✔ Tahkim yeri, uygulanacak usul kuralları ve gerekiyorsa tahkim kurumu açıkça belirtilmelidir.

✔ Hazır sözleşme şablonları kullanılacaksa güncel içtihatlar ışığında mutlaka hukuki incelemeden geçirilmelidir.

İyi hazırlanmış bir tahkim şartı, yalnızca ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünü kolaylaştırmaz; aynı zamanda şirketler açısından zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak ticari ilişkilerin öngörülebilirliğini de artırır.

Avukat Görüşü

Kanaatimizce Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, tahkim hukukunda şekilciliği artıran bir yaklaşım değil; tahkim kurumunun etkinliğini koruyan ve hukuki güvenliği güçlendiren bir içtihattır.

Tahkim, tarafların devlet yargısından ayrılarak özel bir yargılama usulünü tercih etmeleri sonucunu doğurduğundan, bu tercihin hiçbir tereddüde yer vermeyecek açıklıkta ortaya konulması gerekir. Aynı şekilde tahkim yargılamasının işleyişini güvence altına alan emredici kuralların taraf iradesiyle bertaraf edilmesine izin verilmesi, tahkim mekanizmasının öngörülebilirliğini zedeleyecektir.

Karar, özellikle sözleşme hazırlama sürecinde tahkim maddesinin “standart bir hüküm” olarak görülmemesi gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Ticari sözleşmelerde birkaç satırlık bir tahkim kaydı, uyuşmazlık çıktığında davanın hangi merci önünde görüleceğini belirleyen en kritik hükümlerden biri hâline gelmektedir.

Sonuç

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.04.2026 tarihli kararı, geçerli bir tahkim şartının yalnızca yazılı olmasının yeterli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Tahkim şartının hem tarafların açık ve kesin iradesini yansıtması hem de HMK’nın emredici hükümlerine uygun şekilde düzenlenmesi zorunludur. Özellikle hakem sayısının tek sayı olarak belirlenmesi ve tahkim ile devlet mahkemeleri arasında çelişki yaratacak hükümlere yer verilmemesi, tahkim şartının geçerliliği bakımından kritik öneme sahiptir.

Bu karar, ticari sözleşme hazırlayan şirketler, yatırımcılar ve uygulayıcı hukukçular açısından önemli bir hatırlatma niteliğindedir. Sözleşmelerde yer alan tahkim hükümlerinin güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda gözden geçirilmesi, ileride ortaya çıkabilecek usul tartışmalarının ve hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Tahkim şartı sonradan geçersiz sayılabilir mi?

Evet. Tahkim şartının HMK’nın emredici hükümlerine aykırı olması veya tarafların tahkim iradesini açık ve kesin şekilde ortaya koymaması hâlinde mahkeme tahkim şartını geçersiz kabul edebilir.

Hakem sayısı neden tek olmalıdır?

HMK m. 415 uyarınca hakem sayısının tek sayı olması zorunludur. Bu kural, hakem kurulunun çoğunlukla karar verebilmesini sağlamak amacıyla kabul edilmiş emredici bir düzenlemedir. Taraflar anlaşarak bu zorunluluğu ortadan kaldıramaz.

Tahkim şartında hem mahkeme hem tahkim yazılabilir mi?

Tahkim şartında hem hakemlere hem de mahkemelere yetki verilmesi, tarafların tahkim iradesinin açık ve kesin olmadığı sonucunu doğurabilir ve tahkim şartının geçerliliğini etkileyebilir.

Tahkim Sözleşmelerinizin Hukuki İncelemesi

Ticari sözleşmelerinizde yer alan tahkim şartlarının güncel mevzuata ve Yargıtay içtihatlarına uygun olup olmadığını değerlendirmek, yeni hazırlanacak sözleşmelerde uyuşmazlık çözüm hükümlerini doğru şekilde yapılandırmak veya mevcut tahkim kayıtlarını revize etmek istiyorsanız, Demireller Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Doğru hazırlanmış bir tahkim şartı, olası bir uyuşmazlıkta yalnızca usule ilişkin tartışmaları önlemekle kalmaz; uyuşmazlığın daha öngörülebilir, hızlı ve etkin şekilde çözümlenmesine de katkı sağlar.

Bir Cevap Yazın

Demireller Hukuk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin