Yayın tarihi: Mayıs 2026 | Kategori: Arazi Hukuku, Tarım Hukuku | Yazar: Av. Betül Demireller Güzel
Aydın ve Nazilli’deki çiftçilerin en çok sorduğu soru: “Toplulaştırmada zeytinliğim gider mi? Narenciye bahçem başkasına mı verilir? Sulak arazim yerine kuru tarla verilebilir mi?”
Bu yazıda bu soruların hukuki cevabını, yasal dayanakları ve Danıştay’ın güncel kararlarını bulacaksınız.
İçindekiler
- Arazi toplulaştırmasında sadece metrekare mi hesaplanır?
- Sabit tesis nedir? Zeytinlik ve narenciye bahçesi sabit tesis sayılır mı?
- Sabit tesis varsa ne olur? Yönetmelik ne diyor?
- Zeytinlik veya narenciye başka parsele kayarsa ne yapılabilir? — Danıştay kararı
- Sulak arazi yerine kuru tarla verilirse hukuka aykırı mıdır? — Danıştay kararı
- Mera veya verimsiz arazi verilirse dava açılabilir mi?
- Toplulaştırma olan tarla satılır mı?
- Aydın ilçeleri için dikili ve örtüaltı arazi asgari büyüklükleri
- Toplulaştırma kaç yıl sürer?
- Dava açmak için ne zaman, nereye başvurulur?
- Aydın ve Nazilli’deki çiftçilere pratik tavsiyeler
- Arazi Toplulaştırmasında Sadece Metrekare mi Hesaplanır?
Pek çok çiftçi, toplulaştırma sürecinde yalnızca “kaç metrekare arazi vardı, kaç metrekare verildi” hesabının yapıldığını sanıyor. Bu yanlış bir algıdır ve bu yanlış algı ciddi hak kayıplarına yol açıyor.
Arazi toplulaştırması işlemlerinde metrekare hesabı esas olmakla birlikte, parsel üzerindeki şu unsurlar da hukuken korunan değerlerdir:
- Yetişmiş zeytin, narenciye, incir, üzüm gibi dikili ağaçlar
- Sulama sistemi, kuyu, damla sulama gibi sulama altyapısı
- Ev, ahır, samanlık, ambar gibi yapılar
- Sera ve örtüaltı tarım alanları
- Arazinin sulak mı kuru mu olduğu — yani 1. sınıf sulak arazi ile 2. sınıf kuru arazinin birbirinin yerine verilememesi
Nitekim Danıştay’ın 2025 yılı kararlarında da açıkça görüleceği üzere; yetişmiş narenciye ağaçlarının ve zeytinliklerin başka parsele kaydırıldığı iddialarının mahkemelerce ciddi şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
- Sabit Tesis Nedir? Zeytinlik ve Narenciye Bahçesi Sabit Tesis Sayılır mı?
Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği Madde 4/çç’ye göre sabit tesis şu şekilde tanımlanmıştır:
“Ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki tarım arazileri“
Bu tanım son derece önemlidir: zeytinlik, narenciye bahçesi, incirlik, üzüm bağı gibi dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki araziler sabit tesis kapsamındadır. Dolayısıyla bu alanlar, sıradan tarım parseli gibi değil; özel koruma gerektiren unsurlar olarak değerlendirilmek zorundadır.
Aynı şekilde sera ve örtüaltı tarım yapılan araziler de bu kapsamda ele alınmaktadır.
Ancak bir dosyada; elektrik trafosu, direkler, çitler ve bitki sulama sisteminin taşınabilir mahiyette olduğu ve ilgili mevzuat uyarınca sabit tesis niteliği taşımadığı saptandıktan sonra dava reddedilmiştir. Üstelik söz konusu beton direkler, çitler ve su kuyusu pompasının eski parselin sınırları içinde dahi yer almadığı tespit edilmiştir.
Sabit tesis iddiası belgeye ve fiili duruma dayanmalıdır. Sözlü beyan yeterli değildir. Bu nedenle sürecin başında fotoğraf, tapu kaydı, zirai kredi belgesi, sulama aboneliği gibi her türlü belgeyi bir araya getirmek kritik önem taşır.
Malikin birden fazla sabit tesisi varsa durum farklılaşır. Bu hâlde idare tüm sabit tesisleri aynı anda koruma yükümlülüğü altında değildir; malik hangi sabit tesisin etrafında toplulaştırma istediğini bildirirse idare o tercihi dikkate alır. Bu nedenle mülakat aşaması kritik önem taşır — tercihini bildirmeyen malik bu güvenceden yararlanamayabilir.
- Sabit Tesis Varsa Ne Olur? Yönetmelik Ne Diyor?
Sabit tesisin mevcut haliyle korunması mümkün değilse idare sırasıyla şu yollara başvurmak zorundadır:
- Adım — Öncelik: Sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesisler mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılır (m. 16/c). Yani zeytinliğinizin veya narenciye bahçenizin size kalması kural, başkasına verilmesi istisnadır.
- Adım — Korunamıyorsa: Mevcut haliyle korunamayan ancak korunması gereken sabit tesis bulunan parsellerde, öncelikle malikin diğer parsellerinden kesinti miktarı kadar alan kullanılarak sabit tesisin etrafı korunmaya çalışılır (m. 16/g).
- Adım — O da yetmiyorsa: Malikin başka parseli de yetersiz kalıyorsa Hazine arazileri devreye girerek sabit tesisin bulunduğu alan desteklenir. Ortaya çıkan taşınmaz bağımsız parsel oluşturabilecek büyüklüğe ulaşırsa malik adına müstakil parsel oluşturulur (m. 16/ğ).
- Adım — Hisseli yapı: Teknik veya geometrik nedenlerle bağımsız parsel oluşturulamıyorsa sabit tesis alanı başka bir parsel ile hisseli hale getirilebilir. Özellikle küçük zeytinlikler, kuyular ve sera alanlarında bu durumla karşılaşılabiliyor.
- Adım — Ödeme: Bunların hiçbiri mümkün değilse, sabit tesis için ödeme yapılabilir (m. 16/g son cümle).
Tescile tabi olsun ya da olmasın tüm sabit tesislerin belgeleri ilgili kişi ve kuruluşlardan temin edilmek zorundadır (m. 16/f). Bu, kayıt dışı kalan ahır, kuyu veya ağaçların da belgelenerek sisteme dahil edilmesi gerektiği anlamına geliyor.
Kısacası İdare, zeytinliğinizi veya narenciye bahçenizi başkasına hukuki şartlar ve zorunluluk oluşmadıkça veremez. Verecekse bunun zorunlu nedenlerini açıklamak ve yukarıdaki adımları uygulamak zorundadır. Açıklamıyorsa veya uygulamıyorsa işlem hukuka aykırıdır.
- Zeytinlik veya Narenciye Başka Parsele Kayarsa Ne Yapılabilir?
Arazi toplulaştırması sürecinde çiftçilerin en büyük endişelerinden biri; yıllardır emek verilen zeytinliklerin, narenciye bahçelerinin ve yetişmiş ağaçların başka parsellere kaydırılmasıdır. Özellikle Aydın, Nazilli ve çevresinde zeytin, incir ve narenciye üretimi yapan birçok malik; toplulaştırma sonrasında ağaçlarının komşu parsele geçmesi, yol erişiminin değişmesi veya kullanım bütünlüğünün bozulması nedeniyle mağduriyet yaşayabilmektedir.
Toplulaştırma işlemlerinde yalnızca metrekare hesabı yapılması yeterli değildir. Parsel üzerindeki yetişmiş ağaçlar, sabit tesisler, sulama imkanları ve fiili kullanım durumu da hukuken önem taşır. Nitekim Danıştay’ın son yıllarda verdiği kararlar da; zeytinlikler, narenciye bahçeleri ve yetişmiş ağaçların korunmasının toplulaştırma sürecinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Bu konuda Danıştay’ın 2025 yılında verdiği güncel bir karar son derece aydınlatıcıdır.
Danıştay 4. Dairesi, 2023/12949 E. — 2025/1978 K.:
Davacının parsellerinde 7-8 yaşlarında narenciye bahçesi ile zeytin ağaçları bulunmaktaydı. Yapılan toplulaştırma işlemi sonucunda 436 yetişmiş narenciye ağacı ve sınırdaki 40 zeytin ağacı komşu parselde kalmıştı. Davacı bu durumu hem istinaf hem de temyiz aşamasında dile getirdi.
Danıştay; bilirkişi raporunda bu yönde hiçbir değerlendirme yapılmadığını, tapu kadastro ekranından alınan görüntüde parselin komşu parsel içine girdiğinin görüldüğünü tespit etti ve şu sonuca vardı:
“Eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
Ne anlama geliyor? Yetişmiş ağaçların komşu parsele kayması başlı başına itiraz ve dava gerekçesidir. Bilirkişi bu konuyu incelememişse rapor geçersiz sayılabilir ve dava yeniden görülür.
- Sulak Arazi Yerine Kuru Tarla Verilirse Hukuka Aykırı Mıdır?
Arazi toplulaştırması sürecinde en ciddi uyuşmazlıklardan biri; sulak ve yüksek verimli tarım arazileri karşılığında daha düşük nitelikli kuru tarım arazilerinin verilmesidir. Özellikle Aydın, Nazilli, Sultanhisar ve Germencik gibi DSİ sulama projelerinin yoğun olduğu bölgelerde; sulama imkanı bulunan bir tarla ile kuru tarım yapılan bir arazinin ekonomik değeri, ürün kapasitesi ve kullanım verimliliği arasında çok büyük fark bulunmaktadır. Aydın’da bu durum özellikle kritik: Nazilli, Sultanhisar ve Germencik gibi DSİ sulama projelerinin yürütüldüğü bölgelerde 1. sınıf sulak arazi ile 2. sınıf kuru tarım arazisi arasındaki değer farkı çok büyüktür. (5403 sayılı Kanun’a ekli listede Nazilli için sulu arazi yeter gelir büyüklüğü 50 dekar iken kuru arazi için bu rakam 130 dekardır — yani sulak arazi kuru arazinin 2,6 katı verimli kabul ediliyor.)
Bu nedenle toplulaştırma işlemlerinde yalnızca yüzölçümüne bakılması yeterli değildir. Taşınmazın sulama durumu, tarımsal verimliliği, ürün kapasitesi ve fiili kullanım niteliği de “eşdeğer tahsis” değerlendirmesinde dikkate alınmak zorundadır. Nitekim Danıştay’ın 2025 yılında verdiği önemli bir kararda; 1. sınıf sulak tarım arazisi karşılığında 2. sınıf kuru tarım arazisi verilmesi işlemi hukuka aykırı bulunmuştur.
Bu konuda da Danıştay net bir karar vermiştir:
Danıştay 4. Dairesi, 2023/13684 E. — 2025/2718 K.:
Davacıya 1. sınıf sulak arazi karşılığında 2. sınıf kuru tarım arazisi tahsis edilmiş, üstelik yüzölçümü yaklaşık 8 dönüm artırılarak verilmişti. Davalı idare işlemin muvafakatle yapıldığını savundu.
Danıştay şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eşdeğer bir tahsis yapıldığının kabul edilemeyeceği… konunun teknik olması nedeniyle muhataplarınca tam olarak kavranamamış olmasının normal olduğu, 1. sınıf sulak arazinin 2. sınıf kuru araziye taşınması yönünde bir talebin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu… toplulaştırma işleminin tamamını sakatladığı anlaşıldığından, kararın bahse konu parsele ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”
Kararın en dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca metrekare artışının eşdeğerlik için yeterli kabul edilmemesidir. Danıştay, yaklaşık 8 dönüm fazla alan verilmiş olmasına rağmen; sulak arazi ile kuru tarım arazisi arasındaki kalite ve verim farkının bu artışla telafi edilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.
Karardaki ikinci önemli tespit ise “muvafakat” savunmasına ilişkindir. Mahkeme, toplulaştırma işlemlerinin teknik niteliği nedeniyle çiftçilerin ve maliklerin her zaman sürecin sonuçlarını tam olarak öngöremeyebileceğini vurgulamış; bu nedenle verilen muvafakatin tek başına işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceğini belirtmiştir.
- Mera veya Verimsiz Arazi Verilirse Dava Açılabilir mi?
Arazi toplulaştırması sürecinde en sık karşılaşılan itirazlardan biri; verimli ve uzun yıllardır işlenen tarım arazileri karşılığında mera vasfında veya tarımsal üretime hazır olmayan alanların tahsis edilmesidir. Özellikle sulama imkanına sahip, işlenmiş ve üretim yapılan bir parsel yerine; ıslah edilmesi gereken, verim düzeyi düşük veya geçmişte aktif tarımsal kullanım bulunmayan bir alan verilmesi, uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.
Mahkemeler de son yıllarda yalnızca yüzölçümüne değil; tahsis edilen arazinin fiili üretim kapasitesine, kullanım niteliğine ve tarımsal verimliliğine de dikkat çekmektedir. Nitekim bir idare mahkemesi kararında; eski parsel ile yeni tahsis edilen parsel arasında dönüşüm katsayısı bakımından ciddi fark bulunduğu, tahsis edilen yerin mera vasfında olduğu ve fiilen tarımsal üretime hazır olmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme; çiftçinin yeni tahsis edilen araziyi yeniden ıslah etmek, üretime uygun hale getirmek ve aynı verimi elde edebilmek için ciddi emek, zaman ve maliyet harcamak zorunda kalacağını vurgulayarak toplulaştırma işlemini hukuka aykırı bulmuştur.
Bu karar, toplulaştırma işlemlerinde yalnızca “aynı büyüklükte arazi verilmesi”nin yeterli olmadığını; verilen taşınmazın gerçek tarımsal niteliği, üretim kapasitesi ve kullanım elverişliliğinin de hukuken önem taşıdığını göstermektedir.
… İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının eski … ada, … parselinin dönüşüm katsayısının (derecesi) 0.725399 olduğu, tahsis edilen … ada … parselin dönüşüm katsayısının (derecesi) 0.565459 olduğu göz önüne alındığında eşdeğer olmadığı, tahsis edilen yerin mera vasfında olduğu, bu değer farkının denklik dönüşümü yapılmak suretiyle giderildiği ancak tahsis edilen yerin daha öncesinde fiilen tarımsal üretim yapılan yer niteliğinde olmadığı, bu sebeple yeni tahsis edilen arazinin kullanıcı tarafından öncelikle ıslah edilerek tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği, bunun ise ciddi zaman, emek ve tarımsal maliyet gerektirdiği, dolayısıyla davacının önceki arazisine kıyasla aynı verimi elde etmek için daha fazla emek, masraf ve mesai harcaması gerektiği, bu şekilde bir tahsis yerine hakkaniyete uygun olmayacak şekilde (mera vasfında yerden) yapılan dava konusu toplulaştırma tahsisinin teknik ve hukuki gerekçelerinin davalı idare tarafından ortaya konulamadığı, dava konusu taşınmaza ilişkin toplulaştırma uygulamasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
- Toplulaştırma Olan Tarla Satılır mı?
Google’da sıkça aranan bu sorunun cevabı: kural olarak hayır, DSİ’nin izni olmadan satılamaz.
Cumhurbaşkanı Kararı’nın Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından tapu kütüğüne “arazi toplulaştırması kapsamına alınmıştır” belirtmesi konulur. Bu tarihten itibaren toplulaştırma tamamlanıp tescil sonuçlandırılıncaya kadar parseller üzerindeki her türlü devir, temlik, ipotek, satış vaadi, ifraz ve taksim işlemleri DSİ’nin iznine bağlıdır (Yönetmelik m. 8).
Ancak bu kısıtlama mutlak değildir:
- Miras yoluyla intikaller bu kısıtlamanın dışındadır.
- Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara ipotek verilebilir (3083 sayılı Kanun m. 13).
- DSİ’nin onayı alınarak satış yapılabilir.
Acil bir satış ihtiyacınız varsa DSİ’ye başvurarak izin talep edebilirsiniz. Bu süreçte hukuki danışmanlık almak, hem izin sürecini hızlandırır hem de olası hak kayıplarını önler.
- Aydın İlçeleri İçin Dikili ve Örtüaltı Arazi Asgari Büyüklükleri
Dikili tarım arazileri (zeytinlik, narenciye, bağ vb.) ile örtüaltı (sera) arazileri toplulaştırma kapsamında kendi içinde ayrıca değerlendirilir ve 5403 sayılı Kanun’a ekli listede belirlenen asgari büyüklükler esas alınır (Yönetmelik m. 16/d).
Aydın ilçeleri için bu büyüklükler şu şekildedir:
| İlçe | Sulu Arazi (Da) | Kuru Arazi (Da) | Dikili Arazi (Da) | Örtüaltı Arazi (Da) |
| Bozdoğan | 65 | 165 | 10 | 3 |
| Buharkent | 60 | 125 | 10 | 3 |
| Çine | 65 | 135 | 10 | 3 |
| Didim | 60 | 140 | 10 | 3 |
| Germencik | 50 | 125 | 10 | 3 |
| İncirliova | 60 | 135 | 10 | 3 |
| Karacasu | 70 | 190 | 10 | 3 |
| Karpuzlu | 65 | 165 | 10 | 3 |
| Koçarlı | 50 | 130 | 10 | 3 |
| Köşk | 60 | 140 | 10 | 3 |
| Kuşadası | 50 | 140 | 10 | 3 |
| Kuyucak | 50 | 120 | 10 | 3 |
| Merkez (Aydın) | 50 | 125 | 10 | 3 |
| Nazilli | 50 | 130 | 10 | 3 |
| Söke | 50 | 125 | 10 | 3 |
| Sultanhisar | 55 | 130 | 10 | 3 |
| Yenipazar | 60 | 165 | 10 | 3 |
Tablonun pratik önemi: Aydın’ın her ilçesinde dikili arazi için asgari büyüklük 10 dekar, örtüaltı arazi için 3 dekardır. Bu sınırların altına düşecek şekilde yapılan planlamalar, özellikle dikili ve örtüaltı tarım arazilerinde ayrıca incelenmesi gereken güçlü bir itiraz sebebi oluşturabilir.
- Arazi Toplulaştırması Kaç Yıl Sürer?
Kesin bir süre vermek güçtür; uygulamada projeler proje büyüklüğüne, alandaki ihtilaf sayısına ve itirazlara bağlı olarak 3 ila 5 yıl arasında sürebilmektedir.
Süreç boyunca araziniz üzerindeki tasarruf kısıtlaması devam eder. Bu uzun süre, özellikle miras açılmışsa veya kredi kullanımı gerekiyorsa ciddi sorunlar yaratabilir. Kısıtlama döneminde zorunlu işlemler için DSİ’den izin alınması gerektiğinden, hukuki danışmanlık bu süreçte de değerini korur.
- Dava Açmak İçin Ne Zaman, Nereye Başvurulur?
Toplulaştırma işlemlerine karşı iki aşamalı hukuki yol izlenir:
Birinci aşama — İdari İtiraz (süreli): İlk aşamada askı süresi içinde DSİ’ye yazılı ve belgeye dayalı itiraz yapılması hak kaybı yaşamamak açısından büyük önem taşır. Askı süresi içinde DSİ’ye yazılı ve belgeye dayalı itiraz yapılır. Sözlü veya belgesiz itirazlar kesinlikle işleme alınmaz. Bu aşama kaçırılırsa ilerleyen süreçte hak savunmak çok güçleşir.
İkinci aşama — Yargı Yolu : Toplulaştırma işleminin iptali yönünden görevli mahkeme kural olarak İdare Mahkemesidir. Ancak tescil sonrasında tapu sicilinden, bedel tespitinden veya mülkiyet uyuşmazlığından kaynaklanan taleplerde görevli yargı yolu somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.
- Aydın ve Nazilli’deki Çiftçilere Pratik Tavsiyeler
30 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Nazilli, Yenipazar, Kuyucak ve Sultanhisar’daki 16 köy ve mahalle toplulaştırma kapsamına alındı. Etkilenen bölgelerdeyseniz bugünden şu adımları atın:
Zeytinliğinizi, narenciye bahçenizi, seranızı belgeleyin. Fotoğraf, zirai kredi belgesi, sulama aboneliği, kooperatif kayıtları — hepsini bir araya getirin. Cumhurbaşkanı Kararı’nın yayım tarihi olan 30 Nisan 2026 sonrasında yapılan tesisler tazminat kapsamı dışındadır.
Tapu kayıtlarınızı kontrol edin. Sulu arazi mi, kuru arazi mi yazıyor? Dikili tarım arazisi mi tanımlı? Yanlış vasıf kaydı toplulaştırma sürecinde ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Askı ilanlarını takip edin. Muhtarlık panosunu ve DSİ web sitesini düzenli kontrol edin. Derecelendirme ve parselasyon planı için iki ayrı 30 günlük askı süresi var — biri bile kaçırılırsa o aşamadaki itiraz hakkı düşer.
Mülakatlara bizzat katılın. Zeytinliğinizin etrafında parsel istediğinizi, sulak arazinizin sulak kalmasını istediğinizi bu aşamada açıkça ve yazılı olarak bildirin. Katılamazsanız noter vekaletnamesiyle temsil ettirin.
Bir avukata danışmadan itiraz etmeyin. “Dilekçe yazarım” düşüncesiyle hazırlanan belgesiz itirazlar incelenmez ve hakkı tüketir. Danıştay kararlarında da görüldüğü üzere, hukuki süreç teknik bilgi ve belge gerektiriyor.
Sonuç
Arazi toplulaştırması, doğru uygulandığında çiftçilere gerçek faydalar sağlayabilir. Ancak zeytinliğinizin, narenciye bahçenizin ya da sulak arazinizin korunması kendiliğinden gerçekleşmez. Hukuk bunları koruyor — ama bu korumadan yararlanmak için sürecin her aşamasında aktif olmak, belge hazırlamak ve zamanında itiraz etmek şarttır.
Danıştay’ın 2025 yılı kararları açıkça gösteriyorki mahkemeler bu iddiaları ciddiye alıyor ve yeterli inceleme yapılmadan verilen kararları bozuyor.
Arazi toplulaştırması sürecinin nasıl işlediği, askı süresi, derecelendirme işlemleri, parselasyon planları ve genel itiraz yolları hakkında daha kapsamlı bilgi almak isterseniz aşağıdaki rehber yazımıza da göz atabilirsiniz:
Aydın ve Nazilli’de Arazi Toplulaştırması: Köylü ve Çiftçiler İçin Kapsamlı Hukuki Rehber (2026)
Özellikle toplulaştırma askı süreci, derecelendirme itirazı, hisseli tapu sorunları ve dava süreci açısından iki yazının birlikte okunması, uygulamanın daha sağlıklı değerlendirilmesine yardımcı olacaktır.
Toplulaştırma sürecinde hak kaybı yaşanmaması için somut olayın uzman desteğiyle değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Bu makale genel bilgi amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için lütfen avukatınıza başvurun.
Kaynaklar: Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği (m. 4, 8, 16); 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu Ek-1 Sayılı Liste; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu (m. 13); Danıştay 4. Dairesi 2023/12949 E., 2025/1978 K.; Danıştay 4. Dairesi 2023/13684 E., 2025/2718 K.; 30/4/2026 tarihli ve 11266 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı.





Bir Cevap Yazın